28 Aralık 2014 Pazar

2014 değerlendirmesi

2014 ü de deviriyoruz.Hazır sınavlar henüz üzerime üzerime gelmemişken bu yılın bir değerlendirmesini yapayım dedim.Genelde gülmekle beraber;ağladığım günler de oldu.Genelde güzel günler geçirmemle beraber;kötü günler de geçirdim.Özellikle bu yılın 2 ayını (Temmuz ve Ağustos) yaşamadım varsaymayı çok isterdim.Hani diyor ya şair "ölüm gibi birşeydi ama kimse ölmedi"diye.Aynen öyleydi benim için.ölü gibisin ama yaşıyorsun."Tanrım sence de bu acı benim taşıyabileceğimden fazla değil mi?"diyorsun ama atlatıyorsun.Her neyse,güzelim 10 ayı 2 ayla kirletmeyeceğim ben o 2 ayı ayrı değerlendiriyorum.Bıraktım böyle kalsın,ben yoluma devam edeyim.Çok fazla insan öldü ülkemde bu yıl.Kavgalar bitmedi.Şüphesiz ki benim için en acısı Berkin Elvan ın ölümüydü.Melek oldu Berkin.14 yaşındaki çocuğun ne gibi bir günahı olabilir ki?Hala insanların dilinde Berkin var.Ama iyi,ama kötü.Sonuçta o çocuk büyük iz bıraktı hepimizde.İçimiz kanıyor hala.Yaşıtları güle oynaya top oynarken onun göz göre göre melek olması canımızı sıkıyor.Daha yaşayacağı şeyler yok muydu?Paylaşacağı dostluklar,oynayacağı oyunlar,öğreneceği şeyler,yaşayacağı aşklar yok muydu?Neden bu kadar erken?vicdanlarına bırakıyorum,eğer vicdan taşıyorlarsa.bu yıl benim için güzel şeylere de vesile oldu tabi ki.yeni dostluklar kazandım,kalbimde büyük bir yer edindiler.Benim için değerli bir insanı tanıdım onu kimseye değişmem.onun dışında en iyi akademik ortalamamı bu yıl gerçekleştirdim benim için büyük mutluluktu.güzel konserlere gittim 13 aralıkta gittiğim Feridun Düzağaç konseri benim için özeldi.Kariyer alanında ne yapmak istediğime de kesin ve net olarak bu yıl karar verdim.bu yılın özeti böyle.herkese kavgasız,barış dolu bir yıl diliyorum...

3 Aralık 2014 Çarşamba

Dünya Engelliler Günü

Madem ki bugün 3 Aralık,madem ki bugün engelliler günü o zaman dökmeliyim içimi.bu ülkede bizim gibi olmayan,bizden olmayan neyi,kimi sevebildik ki?eşcinseldir,kürttür,alevidir,ermenidir..ötekileştirmedik mi?örnekler tabi ki çoğaltılabilir fakat maalesef engellileri de bu şekilde ötekileştiriyoruz,ötekileştiriyorlar.hiç otobüste boş yer varken  sırf kendini dışlanmış hissetmesin,farklı hissetmesin diye bir engellinin yanına oturdunuz mu?yapın bunu.hem o mutlu olur,hem siz manevi anlamda huzur bulursunuz.en son ne zaman birinin mutluluğu için bişey yaptınız çıkarsız?gidin bir rehabilitasyon merkezine ve onları mutlu edin.3 yıldır onlarla ilgileniyorum,onlarla vakit geçiriyorum hepsi benim bebeğim.onlara şeker,çikolata,kalem hediye ettiğim an gözlerindeki teşekkürü hiç bir dilde tercüme edemem.o bambaşka bir duygu çünkü,yaşamayan bilemez.6 yaşında minik bir kız çocuğunun ağzından çıkan ilk kelimeye şahit olduğum an hüngür hüngür ağladığımı hatırlıyorum.yaşayın bu duyguları.herşey maddiyat değil,herşey çıkar değil,herşey kariyer değil.bu duygulardan bihaber bir insan benim için kaç diploma alırsa alsın 0 dır.derinlerine inemezsin ki o insanın.basit bir insandır,varlığı yokluğu bişey değiştirmez fazlalık olur hayatınızda.ilgilenin onlarla.gözleri resmen bağırıyor benimle ilgilen diye.eminim ki ilgilenin dediğim an vaktim yok diyenler olacaktır.sen haftada 1 saatini bir insanı,sana muhtaç bir insanı mutlu etmek için ayıramıyorsan ilgilenme zaten.sadece hor görme onları,en azından bunu yapabilirsin diye düşünüyorum.hiç bir engelli çocuğun ailesinin yerine kendinizi koydunuz mu?bugün otizmli çocuğunun eğitim hakkı için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin önünde nöbet tutan annenin yerine kendinizi koydunuz mu?düşünün bunları.o annenin yerinde olsam ne yapabilirdim çocuğum için diye düşünün.o annenin canının nasıl yandığını,çocuğu okula alınmadığında ne hissettiğini düşünün.eğer ki diyorsanız ben bütün bunları düşünmek istemiyorum,o zaman ayak altından çekil güzel kardeşim.sen bişey yapmasan da olur,yeter ki onlara engel olma.yaşama umutlarını kırma.insanların fikirlerinde engel olmasın,gerisi hallolur.

12 Kasım 2014 Çarşamba

Hayaller

Hayli  yoğun geçen vize haftasıyla beraber geleneksel vize dönemi grip olma dönemimi de başlatmış bulunmaktayım.Psikolojik midir,yoksa gerçekten halsiz düşüp hasta mı oluyorum bunu daha sonra inceleyeceğim.Her neyse madem hastalıktan ders çalışamıyorum,biraz birşeyler yazayım.Bu gün  hayaller üzerine yazmak istiyorum.Herkesin ulaşmak istediği hayalleri vardır.Bazılarının hayalleri küçüktür,ya da şöyle diyelim ulaşılması daha mümkün olandır.Bazılarınınki ise daha büyük,ulaşılması zor hayallerdir.ulaşabilir mi orası bilinmez,ama o hayal çoğu zaman insanı ayakta tutan şeydir.En kötü anında aklına gelir insanın hayata yeniden tutunursun.yolda yürürken,otobüste seyehat ederken,ailenle oturmuş televizyon izlerken aklına gelir,gülersin.insanlar anlamaz o an neye gülümsediğini,anlatamazsın da zaten.seni diri tutan,güçlüklerle baş etmeni sağlayan bir dünyan vardır.tabi ki burda gerçeklikten tamamen kopmaktan bahsetmiyorum .ama herkesin ulaşmak istediği ve kendini o zaman dünyanın en mutlu hissedeceği hayalleri vardır.ulaşamasanız bile size güç verir.Ben hayalim için öğrenim hayatımın 2 yılını resmen çöpe attım.kendimi ilerde en çok nerede görmek istiyorsam sil baştan gittim o bölüme başladım.ve hayallerimi gerçekleştirmeme 1.5 yıl var.şanslıydım belki,herkes benim kadar şanslı olamayabilir.ama herşeye rağmen,kim ne derse desin,hayallerinizden vazgeçmeyin✌

11 Ekim 2014 Cumartesi

ve geri döndüm

nasıl anlatsam,nerden başlasam bilemiyorum.hislerimi ve düşüncelerimi yazmaktan daha net ifade eden bişey yoktu,ben de yazdım.insanlar genelde buhran anında yazarlar.ummadığı bir şey olur,hayal kırıklıkları olur,kendini artık taşıyamaz ve yazar.benim için bu böyle değil.ben her an acıkınca,susayınca,mutlu olunca,üzgün olunca yani kısacası tüm ruh hallerimde yazabiliyorum.insanlara hep sorulur ya hani,öfkelendiğinizde sinirlendiğinizde naparsınız diye.hah işte ben yazarım.yazarak rahatlarım,yazarak sakinleşirim.başka bir yol da düşünmedim hiç.neyse;konumuz bu değil.sadece yaşadığım son 2-3 ayı kendimce anlatmak istedim.şu an ne kadar güçlü olsam da zor zamanlar geçirdim.tutunduğun bir daldan kopmak kolay değil.hem de öyle bir kopuyorsun ki;sanki daha önce hiç o dala tutunmamış gibi,tek bir zerresi bile sende kalmayacak şekilde kopuyorsun.o dal seni fazlasıyla yıpratmıştır çünkü.kendinin yıpranmasına alışırsın da;senin yıprandığını görüp sevdiklerinin de senle beraber yıpranmasına alışamazsın.sen ağlarken seninle beraber oturup ağlayan bir annen varsa onu daha fazla üzmemek için bazı şeyleri göze alman gerekir.aldım,pişman değilim,yine olsa yine yaparım.insanları kendimden fazla düşünüyorum ve buna engel olamıyorum maalesef,bu karakterim olmuş artık benim.hele ki hayatımda bir insan varsa;onun için yapabileceğim ne varsa yaparım fakat bu yine de yetmez bana.sanki hep daha iyisini hakediyormuş gibi bir his olur içimde.bulunmayan hint kumaşıdır o benim için.onun gibisi dünyaya gelmemiştir,o dünyadaki en iyi insandır.işte öyle bir an geliyor ki;bunların hepsinden vazgeçiyorsun.yaptığın fedakarlıkları,verdiğin emekleri ve onunla ilgili tüm hayallerini çöpe atıyorsun.özellikle 8.ay benim için çok zor geçti.o güvendiğim dal yoktu,üstelik o dal benim en büyük hayal kırıklığımdı.herşeyimi rahat rahat anlatabildiğim 2 insan vardı,onlar da yurt dışındalardı.yani fazlasıyla yalnızdım.kendi çabalarımla ayakta kalmak zorundaydım.okuduğum bölüm gereği (psikolojik danışmanlık ve rehberlik) kendi kendimi tedavi etmem kolay oluyor.geçirdiğim o rezil 3 ayı da geride bırakıp tam anlamıyla 9.ayda toparlandım diyebilirim.çünkü yüzlerini eğmemem gereken bir ailem,beni çok seviyor gibi görünseler de arkamdan demediklerini bırakmayan,onlara karşı güçlü görünmem gereken sahte arkadaşlarım ve yanlarında gülüp eğlendiğim her daim de yanımda olan dostlarım vardı.her neyse;neticede ruh halim an itibariyle yerinde.o kadar yerinde ki;o bir zamanlar tutunduğum dal için hazırladığım defterin sürekli gözümün önünde olması bile rahatsız etmiyor beni.hep gözümün önünde olsun istiyorum,yaşadıklarımı unutmamak ve aynı şeyleri tekrar yaşamamak için.kısacası;artık fazlasıyla bahtiyarım.
dipnot:normalde her yere yazsam da buraya pek yazmıyorum.yazarım ara ara :)