13 Ekim 2015 Salı
Berkay'ıma ithafen...
Merhaba güzel kardeşim.Ben hiç iyi değilim,iyi olamıyorum.Kafamın içi kazan gibi.Kaç gündür psikolojimi toparlamaya çalışıyorum ama toparlayamıyorum.Hep derim ya en iyi yazarak ifade ederim kendimi.Bu sefer de yazacağım.Yazmazsam kendi kendimi yiyorum.Neden Berkay?Seni seven bunca insanı neden üzdün neden bizi yarım bıraktın?Neden içimizde dolduramayacak bir boşluk var?Teselli olamıyorum,kabul edemiyorum.Gidemezsin sen.Bu kadar insanın neşesi olan,bizi her zaman gülümseten bir insan gidemez.İnanmak o kadar zor ki.6 gün geçmiş sen bu dünyadan göçeli,benim acım hala ilk günkü gibi.Zaman bir an önce geçsin istiyorum.Seni unutmak için değil asla,nasıl unutabilirim nasıl unutabiliriz?sadece yas sürecim geçmeli ve ben senin bana bıraktığın güzel anılarla yaşamayı öğrenmeliyim.Dün derste oturdum hüngür hüngür ağladım biliyor musun?çünkü kendimi kaybediyorum aklıma geldikçe,çünkü madde ile ilgili en ufak bişey benim ağlamama sebep oluyor.Sana engel olamadım ben.Seneye öğretmen olacağım,çocuklarıma maddenin zararlı olduğunu anlatacağım ama onlara ben arkadaşımı o iğrenç maddeden kaybettim diyemeyeceğim.Sanırım bu suçluluk duygusu geçmeyecek,vicdanımı susturamıyorum.Çok canım yanıyor.Sen daha 20 yaşındaydın be kardeşim.Ne gördün ki bu hayatta,neden gittin?Ama hayatıma devam etmek zorundayım sorumluluklarım var Her nereye gittiysen umarım mutlusundur.Bu dünya hiç çekilir bir yer değil Berkay'ım.Çok acı var,çok ölüm var,çok adaletsizlik var.Görüyorsundur zaten gittiğin yerden.Ruhun hep benimle kardeşim,iyi ki hayatımdan senin gibi bir insan geçti.Huzurlu uyu...
7 Temmuz 2015 Salı
Orda bir köy var uzakta...
Uzun olmuş yazmayalı.Neyse bu yazımda biraz ait olduğum yeri anlatmak istedim.Ankara'da doğdum,Ankara'da büyüdüm,25 yılımı Ankara'da geçirdim ve geçirmeye de devam ediyorum.Ama sordukları zaman hiç bir zaman Ankaralıyım demedim çünkü kendimi hiç buraya ait hissetmedim.Beni buraya bağlayan şey ailem ve alışkanlıklarım.Kütüğüm Sivas ın İmranlı diye bir ilçesinde fakat yalnızca 2 kez gittim oraya.Düşündüğüm zaman orada da bir köyüm var evet,rahmetli dedemle hatıralarım var.Fakat kendimi asıl oraya hissettiğim yer annemin köyü.çok demişimdir keşke kütüğüm burada olsaydı diye.Annemin köyü dediğim yer yine Sivas ın Divriği ilçesinin şirin bir köyü.benim akranlarım ve daha küçükler genelde köylerini sevmezler.özellikle benim gibi büyük şehirde yaşamaya alışanlar köy lafına bile tahammül edemez genelde.Onlara göre köyün tek bir çekilir yanı vardır o da köyleri yazlık bir yerdeyse,deniz ve ortam varsa.Benim köyüm öyle değil.Gayet ilkel bir köy.Eski evler var,internet çekmez,telefon çekmez,çoğu zaman elektrik,bazen de sular kesilir.Fakat ben bundan gayet memnunum inanılmaz kafa dinliyorum,huzur buluyorum.Sütü inekten sağılmış şekilde hiç bozulmadan içiyorum,yumurtayı tavuğun yumurtlamasını izleyip yiyorum,kıvırcık,soğan,domates ve aklınıza gelebilecek her türlü sebzeyi bostandan koparıp yiyorum.Yani organik yaşıyorum.kafama takılan en ufak bişey yok,hava kirli değil,çeşmenin suyu pırıl pırıl.Bana çok değer veren,el üstünde tutan,yokluklarını düşünmek bile istemediğim anneannem ve dedem var orda.Çok huzurlu bir ortam ve dilediğim kadar kitap bitirebiliyorum o mükemmel ortamda.kendime vakit ayırıyorum,başkalarını düşünmeyi bırakıp biraz da kendim için yaşıyorum.umarım herkesin böyle kendini yeniden doğmuş gibi hissettiği yer vardır...
9 Mayıs 2015 Cumartesi
Annem
Yaş ilerledikçe insan daha bir üzerine titriyor annesinin.Daha bir yanında olmak istiyor.Daha fazla beraber fotoğrafları oluyor.Ergenken zaman zaman annesiyle kavga edip onun söylediklerini dinlememek için çarptığı oda kapılarını hatırlayıp pişmanlık duyuyor.Daha çok "Seni Seviyorum"diyor annesine.Daha çok telefonda konuşuyor gün sonunda beraber olsalar da.Aramak için herhangi bir sebep de olmuyor,"merak ettim aradım","sesini duymak istedim"diye arayabiliyor.içinde anne geçen bir şarkıda,anne temalı bir reklamda ağlayabiliyor.kötü şeyler yaşıyor,evde artık duramayacağını hissediyor çekip gitmek istiyor ama "ben gidersem annem ne yapar?"sorusuna" otur oturduğun yerde kızım,senin yerin yurdun burası"diye kendi kendine cevap verip katlanıyor bir çok şeye annesi için.çünkü annesi ona güçlü olmayı öğretti.hep önayak oldu "bak ben neler yaşadım ve güçlüyüm sen de güçlü olmak zorundasın"dedi ve tek başına(burda kastım yalnızlık değil birilerine bağımlı olmadan yaşamak)ayakta kalmayı başarabilen,küçük yaşta annesi sayesinde olgunlaşan bir kız yetiştirdi.O anne kızı 8 yaşındayken bıkmadan sıkılmadan kızıyla beraber kitap okudu saatlerce onca işin gücün arasında kızının kitap okuma alışkanlığı olsun diye.O anne ne zaman kızının en sevdiği yemek olsa karnı toktu dışarda yemişti,o annenin cebinde parası olmasa bile kızı istediği zaman parası vardı,kızının cebinde olması kendi cebinde olmasından daha önemliydi.o anne hala 25 yaşındaki kızına"üstün ince senin,hırka alalım sana,bak şurada mağaza var gel beraber alalım,atlet de alayım içinde iki atlet olsun üşürsün üzülürüm "diyor.ne zaman anneme "canım annem"desem" canı cansın"der bana ve ben bazen sırf bunu duymak için "canım annem"derim.sanırım bunlar annelik içgüdüsü,hep der ya annelerimiz"anne olunca anlarsın "diye galiba öyle olacak.evlenecek kızların kınasında yüksek yüksek tepeler türküsünü söyleyip ağlatırlar ya hep,aklım başıma erdiğinden beri o türkünün kına ge gecemde söylenmesini istemiyorum.türkünün içinde geçen"uçan da kuşlara malum olsun,ben annemi özledim"sözü kendimi bildim bileli beni bir tuhaf yapar,kötü hissettirir.Anne özlemi zor,genel olarak özlemek zor da anne özlemi bambaşka.bir daha dünyaya gelsem,yine senin kızın olmak isterdim annem.hep yanındayım,hep seninleyim.iyi ki benim annemsin anneler günün kutlu olsun...
25 Mart 2015 Çarşamba
iyiyim tabi...
Eveet vizelerden önce yine bir kaç şey yazmak istedim.Daha önce de dediğim gibi sanırım kendimi en iyi yazarak ifade ediyorum.İnsanlar beni tanımladıkları zaman şöyle tanımlarlar:"tatlı kızsın,merhametlisin,düşüncelisin,sabırlısın.Yalnız...Yalnız biraz fazla iyisin".Kulağa hoş geliyor ilk duyulduğu anda.Bazı insanlar iyi bile olamazken,sen fazla iyisin.Her insanda olması gereken şey sende fazlasıyla var.Ne müthiş,ne gurur verici bişey!Tabi ki böyle olmayı ben seçmedim,zamanla öyle ya da böyle karakterim bu şekilde gelişti.Her neyse.Yaş ilerledikçe insanların seni tanımlarken kullandığı "Yalnız biraz fazla iyisin"cümlesini neden söylediklerini çok iyi anlıyorsun.Sanki yardıma muhtaç olan her insana yardıma koşman lazımmış gibi bir his oluşur içinde.Edemezsen yandın,uyuyamazsın vicdan azabından.Bir çocuk dileniyorsa paraya ihtiyacı varsa ve sen o çocuğa para vermediysen yine yandın,uzun süre çıkmaz aklından.2 hafta önce aç bir çocukla karşılaştım elimdeki yeni aldığım poğaçayı niye ona vermediğim konusunda hala kızarım kendime.es kaza kardeşine sesini yükselttiysen,ertesi gün onu mutlu edecek hediyeler alırsın mesela.cebindeki para umrunda değildir o an onun mutlu olması önemlidir.lafta güzel şeyler bunlar fakat yaşayınca çok da güzel olmadığı anlaşılıyor.yoruyor bir kere çok yoruyor.uykundan ediyor,dinlemek zorunda olduğun bir dersten ediyor.o an sen o derste değilsin ki.neden çocuğa o poğaçayı vermedim diye düşünüyorsun,acaba kardeşime ne alsam diye düşünüyorsun.düşünüyorsun da düşünüyorsun..demem o ki;birisi size fazla iyisin dediği zaman bunu iyi bir şeymiş gibi algılamayın.algılasanız da zamanla değişecek o algınız zaten...
20 Şubat 2015 Cuma
Hey Gidi...
Selamlar efendim.Okulum açıldı ayın 9unda sıkı yönetim kurallarıyla hem de.Kendimi lisede gibi falan değil bildiğin asker koğuşundaki gibi hissediyorum."Derse geç girersen yok yazarım","3 hafta gelmezsen otomatik olarak kalırsın benle alakalı değil sistemle alakalı","artık sınavlar klasik olacak test yapılmayacak"bla bla bla...neyse sabır,2016 Haziran da mezunum.Harbiden mezunum ha...Karadeniz Teknik Üniversitesi ni bırakıp Ufuk Üniversitesiyle yeni başlangıç yaptığım günler geldi aklıma.Sınav sonucumu görünce ağlayışım...Çok iyi bildiğim ve okumak istediğim bölümü bilmediğim ve hatta adını bir kaç kez duyduğum (Ankarada yaşamama ve okul Ankara da olmasına rağmen) okulda okuyacak olmam.Okulun tanıtım gününe gittiğim anda geçirdiğim şok(hayvan gibi kampüsten gelip üniversite diye adlandırdıkları 3 katlı binayı görünce normal,kampüsümüz yoktu o zaman).Fakat bütün zorluklara rağmen Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık öğrencisi olmuş olmak...Bölümü tercihlerime yazdığım an bu bölümün bana uygun olduğunu biliyordum,3 yıl boyunca aldığım dersler bu kararımı iyice pekiştirdi.insanlar "bölümümden nefret ediyorum","bu işi yapmak istemiyorum","okulu bırakıcak cesaretim yok"derken benim zamanında cesaret edip okul bırakıp bu bölümle uyum içinde olmam ve o insanlara "hadi ya,ben çok memnunum ve çok mutluyum"diyebilmem o kadar keyifli birşey ki anlatamam.öyle ya da böyle 3.5 yılı devirdim bu okulda,kariyer planım da belli az çok.biraz uzun bir süreç ama katlanabilirim diye düşünüyorum.istediğim bölümü okuyorum,sıra istediğim işi yapmakta 😌
18 Ocak 2015 Pazar
2015 gelmiş
Ve 2015.Güzel başladı desem yalan,kötü başladı desem yalan.Leyla ile Mecnun dizisinde Mecnun diyor ya "Kafamın içinde şu an Fadime'nin düğünü var diye.Şu anki durumumu karşılayan cümle tam olarak bu.Kafam hiç bu kadar dolu olmamıştı.O kadar yoruldu ki beynim.Dersleri de bu dönem sorunsuz hallettim tamam hadi düzeleyim diyorum,zihnimi boşaltayım bu kadar çok düşünmeyeyim diyorum olmuyor,Bir ışık lazım yolun sonunu görebilmem icin ama o ışık da bana uğramıyor.Saçma sapan şeylere kafamı takıyorum,büyütüyorum büyütüyorum ve büyütüyorum.Keşke kendime engel olabilsem,keşke en ufak konuları bu kadar derin düşünmesem.Ama olmuyor,olmuyor,olmuyor.Kendimi bildim bileli böyleyim aslında küçüklükten beri çok düşünürüm.Ama bu duyguyu ilk defa bu kadar net hissediyorum sanırım şu an için yapacak çok bişeyim olmadığından.Kendi problemlerimi bıraktım insanların sorunlarıyla uğraşıyorum bir de.Cansın kötüyüm,Cansın psikolojim bozuk,Cansın x kişi bana şunu dedi ne demek istedi,Cansın sevgilimden ayrıldım yardım et...Çevremdeki insanlar sayesinde yalnız değilim onlara minnettarım iyi ki varlar.Ama insan bazen yalnız kalmak istiyor gerçekten.Kendini dinlemek iyi geliyor ama buna fırsatım yok.Her neyse,bu da böyle bir yazımdı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)